20 Ocak 2013 Pazar

KAKTÜS SEVGİSİ

En sevdiğim çiçeğin kaktüs olduğunu söylediğimde insanların yüz ifadesi oldukça ilginç oluyor. İnanmıyorlar, garip geliyor. Nedenini ise anlamıyorlar. En değerli ve kıymetli çiçek kaktüs benim için. Ne zaman başladı bu sevgi bilmiyorum ama onlar bana huzur veriyor. 
 - Kaktüs, etimolojik olarak,  Antik Yünanca'ya kadar dayanıyor.  Sanıyorum ki, çok eski tarihlerde, şifa niyeti ile faydalanıyorlardı.
- Doğu'da, özellikle çöl olan ülkelerde pek sabırlı, çok sabır eden,  atlas çiçeği, sarı sabun, dikenli incir, demirhindi, Hint inciri de denir. Sabretmesinin sebebi mevsim şartlarıdır, dayanıklıdır kaktüs.
- Çok yavaş büyür ve ömrü çok uzundur. Sabrı ve uzun süreli sevgiyi ifade eder. Verdiğiniz suları kendinde saklar, biriktirir. Azla yetinmeyi bilir.
- Kaktüs, yoğun emekler üzerine o dikenli görünümünün arasından çok asil ve zarif bir çiçek açar.
- Canlı su deposu olarak da bilinen bu tasarruf uzmanları çok zor koşullarda bile hayatta kalmayı başarabiliyor. Kaktüs yeri geldiğinde hayat kurtarır.
- Japonya'daki büyük felaketten sonra adı sıklıkla duyulan kaktüs bitkisinin radyasyonu emdiği söylentisi aldı başını gidiyor. Hala bilim insanlarının araştırma konularından biri.
 - Ayrıca Opuntia olarak bilinen türü besin kaynağı olarak, Peyotl olarak bilinen türü de ilaç olarak yıllardır kullanılıyor.

Benim ise kaktüse verdiğim daha içsel anlamlar var. Biz bu vücutlarda birer Can'ız. Bana baktığınızda sadece bana emanet olan bedenimi görüyorsunuz. Ve o vücut elbisesinin üzerine giydiğim kıyafetleri. O gördüklerinize göre yargılıyorsunuz, kategorize edip, notlar veriyorsunuz. Ama asıl ben, o gördükleriniz değilim. Benim, yeri geldiğinde hayat kurtaran, sabrederken güç aldığım, devamlı büyümekte olan, bazen çiçek açacak enerjiyi bulduğum ve şifalandırıcı kısmım içimde, görebilene.. Aynı kaktüs gibi..

Ne kadar dikenli, çirkin, bakımsız, pecmurde, kötü görürseniz görün, unutmayalım ki, o CAN hepimizde var.

Hiç yorum yok: