14 Ocak 2013 Pazartesi

BİR SÜREÇ..


Ne fırtınalar gördüm şimdiye kadar. Ne kadar yıkım, ne kadar yanlış, ne kadar çok kayıp.. En mutlu olduğum zamanlar ise başka hiçbir dış etkene bağlı olmayan, kendi içimde çağlayan o berrak mutluluk pınarı ile temas ettiğim zamanlardı.  Mutluluğu diğer şeylere bağladığımızda mutlaka ki acı kaçınılmaz oluyor maalesef. Oysa ki bütünün hayrına hareket ederek, doğru eylemler yapabilirsek, acı ortadan kalkacaktır. Geçici şeyler dışında kalıcı değerleri ise ancak ve ancak kendi içimize doğru gerçekleştirdiğimiz yolda buluruz. O zaman içten dışa doğru bir dönüşüm gerçekleşir. Her türlü şartta kalıcı mutluluk sadece ve sadece buradadır. İşte bu yolda karşıma çıkan engeller, neşe içinde uçtuğum kanatların kırılması, yapayalnız kalmak, hiçbiri bir engel değil aslında. Ama panik olduğum oldu, çok korktuğum da. Bir de baktım ki, o pınar hala çağlamakta. İşte tek gerçek de bu. Ve bunu farkettiren, beni çok üzen olaylara teşekkür ediyorum tekrar. Yaşadığım ardı ardına gelen terslikler, bu güne kadar yaptığım hatalar, farkettiklerim ve vardığım nokta ile ilgili, aklıma Halil Cibran'ın bir şiiri geldi, onunla geceyi kapamak istiyorum.

Sevgilerimle


DOSTUM, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; 
fakat, arkana bakma....
kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...
unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal.....
"en doğru yol: en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar.
onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
aldırma....
ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
dostum, yollar yürümek içindir.
fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları,
yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
aldırma, yürü...
göğsüne yüreğinden başka muska takma.
vahiy haritan,
nebi kılavuzun,
akıl pusulan,
iman sermayen,
amel azığın,
sevgi yakıtın,
ahlak karakterin,
edep aksesuarın,
merhamet sıfatın,
şeref ve izzet adın olsun.
doğru yol:
insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin.
unutma, tövbe özeleştiridir.
her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir.
yön tayini sık sık gerekli olabilir.
haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.

Halil Cibran

Hiç yorum yok: