8 Temmuz 2018 Pazar

Yol Olmaya Geldim

YOL OLMAYA GELDİM

Ölmeden olmak yok imiş
Aynadaki hayal imiş
Yolda sanıp oyun imiş
Yol olmaya geldim

Hakikat uğruna ölmez isen
Aradığın bulunmaz imiş
Ne aradığını bilir isen
Hazine senin içinde imiş

Acılardan geçer isen
İsyan edip korkmaz isen
Nedenleri bulur isen
O cehennem cennet imiş

YA

16 Mart 2016 Çarşamba

ÖZGÜRLÜĞE ÇAĞRI

Kölelikten özgürlüğe bir yolculuk bu,
Adım adım yaklaştığımız.
Eninde sonunda varacak olduğumuz.
Bir ezgi var söylemek istediğim.

İnsan bırakamadığı şeylerin kölesidir.
Nasıl mı?
Mesela sigara, alkol, teknoloji, sosyal medya bağımlılığımız.
Atmaya kıyamadığınız çocukluğumuzdan kalan bir oyuncak, ya da bir fotoğraf.
Yurt dışı gezimizden kalma bir metro bileti,
Bizi her seferinde üzen çok sevdiğimiz arkadaşımız.
Kazıklayan tanıdıklar,
Arkanızdan konuşanlar,
Bizi yaralayan kandaşlarımız,
Bırakamadığınız duygularımız,
Öfkemiz,
Sevilme ihtiyacımız,
Onaylanma ihtiyacımız,
Bağımlısı olduğumuz her şey kısacası..

Hepsi bize zarar verdiği halde çözüm arayıp bulamıyorsak, bırakamamızın tek sebebi, onlara köle olmamız değil mi?

Ancak iyi bir haberim var, ÖZGÜRLEŞMEK ELİMİZDE :)
Size zarar veren şeyleri dönüştüremiyorsanız, elinizden geleni yapmış ve bu sizin elinizde değilse artık, terk etme zamanı gelmiştir. Belki başta sancılı bir süreç olsa da her türlü alışkanlığı bırakmak, bizi özgürleştirecek tek yoldur. Kendi irademizle bu yolu seçersek Karma da bize öğrenmemiz için daha acı tecrübeler yaşatmayacaktır. Aksine, kendi duvarlarımız ya da sınırlarımıza çarpmadığımız için, ne ekersek onu biçeceğiz, "Herkes kendi kaderini kendi yaratır". Bir sır vereyim mi, kendi hayatımızın kahramanı olabiliriz ;)
Bahar yakındır ve anahtarı bizdedir.


Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardından koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hani Tanrı'nın kulu, nerde o kahraman?

Ömer Hayyam


11 Haziran 2015 Perşembe

Arz'ın Merkezine Seyahat

Düşündüm, çalıştım, araştırdım ve yine düşündüm
Alemlerden alemlere gezdi zihnim.
Hücredeki molekülde, oradan atomda yani mikrokozmozdayım
Düşündüm..
Benzettim..
Çıktım yola, ve
Böle böle bütünledim

1'deyim 10'dayım, her şeyin dönüşümle 1'e olmasında ve
Yine bütündeyim
Tüm renklerin tekrar tekrar beyaza dönmesindeyim.

Sonra Herkül'ü düşündürdü çalıştıklarım,
Güneş'teyim şimdi, makrokozmozda
Gezegenler, İnsan, Atalarımız ve yine insan,
Neler oluyor,
Bir küçülüyo bir büyüyor Dünya..
Güneş'in anlatmak istediği ile atomun benzerliği..

Sonra hayranlıkla gördüğüm, izlediğim,
Dinlediğim sanatları düşündüm
Sonra güzel kavramı ile tüm düşündüklerim uçuştu hiçe..
Hayranlık..
Gözlerde tebessümlü iki yaş..

Hepsi tek bir ses oldu şimdi
Zihnime binip, gezdim alemleri öyle bugün,
İnsan'ın merkezindeki BİR'in bilgisine doğru.
Duydum onu..
Sanat'ları, uygarlıklarlı, din'lerin asıl özünü
Ve bilimi yakıtım yapıp alıp başımı gittim öyle.







15 Nisan 2015 Çarşamba

ÜZÜLMEYİ NASIL DURDURURUZ?



Üzüntü İle Başetmek Mümkün Mü?

Üzüntünün yol açtığı etkiler tüm insanlar için sorun oluşturur. Üzüntü anksiyetenin bir şeklidir, gelecekle ilgili muhtemel bir olay için, tekrarlanan döngüsel düşüncelerden dolayı oluşur. Kontrol dışında olan zihnin kendini ifade ediş şeklidir ve yan etkisi de tükenmişlik halidir.


Hiç kimse üzülmek, endişe etmek istemez, fakat ilginçtir ki, bazen, endişelenmediğimizde, olayları umursamadığımızı ya da gelecek ile ilgili bir olasılık için hiçbir şey yapmadan onu ihmal ettiğimizi düşünüyoruz.

Bu nedenle, üzüntü ve endişe ile başedebilmek için, ilk ihtiyacımız, temel psikolojik bir önerme üzerine çalışmaktır: Zihnimizin tek ihtiyacı, kişiliğimize ait olan her şeyi yeterince bilemeyeceğimizi kabul etmektir.

Bir insan yeni bir akıllı telefon ya da matkap vb. bir şey aldığında, ilk yapacağı şey, kullanma kılavuzuna bakarak, nasıl kullanacağını öğrenmek ve aldığı şeyin mekanizmasını anlamak olacaktır. Ve daha da önemlisi onu nasıl kontrol edecek olmasıdır.

Ne yazık ki, zihnimizi nasıl kullanacağımız ile ilgili aynı şekilde düşünmüyoruz. Sadece kontağı çevirmemiz ve zihni otomatik olarak çalışmasına izin vermemiz gerekiyor. Farzedelim ki, en iyi sonucu bulmak için çaba sarfetmemize gerek yok.

Yaratma potansiyali olan güzel bir müzik yerine, dikkati rastgele notalara, seslere verince sizce zihnimizde neler oluyor?

Geçmişte birçok medeniyet, enerjilerini teknolojiyi geliştirmeye vermemişlerdir, fakat hakikati ve insanoğlunu anlamaya çalışmışlardır. Zihnimizdeki karışık elementlerin niteliklerinin bazıları pozitif, bazıları ise negatiftir. O yüzden genel olarak zihnimiz, iki farklı bakış açısı ile hareket eder:

Düşük Bilinç ve Yüksek Bilinç. Budizm'e ait ezoterik isimleri ise Kama-Manas (arzuların zihni) ve Manas (saf akıl) olarak adlandırılır.

Endişe, arzu zihnimize ait hayatta kalma ile ilgili içgüdüsel bir mekanizmadır. Arzularımızdan dolayı endişeleniriz, herhangi birşeyin gerçekleşeceği veya gerçekleşmeyeceği ile ilgili istekler. Olayları, şeyleri yönlendirme ve hızlandırma isteğinin bir sonucudur bu. Rahatsız edici bir düşünceyi sürekli düşünerek, onu besleriz ve onun çoğalmasına yardım ederiz. Buraya kadar bir sorun yok, fakat sonra zihnimiz, bedenimize ve duygularımıza fazlasıyla zulüm edinceye kadar bunu yapmaya devam ederiz.

Düşük bilincimizi kontrol etmek için, Manas'ı aktive etmemiz gerekir. Zeka ile ilişkili olan yüksek bilinç, seçme eylemi ile ilişkilidir. Bu etimolojinin aslı şudur, zeka akıllıca seçimler anlamına gelir. Zekamız geliştiğikçe, bir taraftan; üretkenlik, kendimize ve diğerlerine karşı yararlı olmak, tam zıttı olarak ise; diğer taraftan arzuların kontrolünde, zararlı, bencil ve gereksiz olan düşüncelerin arasında kalırız, ama aslında bunlar bize seçim yapmamız için fırsatlar sunar.

Aynı zamanda, antik Stoacı öğretilere başvurduğumuzda, onlar da bize yol gösterir ve yardımcı olur. Özellikle Epiktetus, kontrol edebileceğimiz ve kontrol edemeyeceğimiz şeyler arasındaki ayrımı yapabilmemiz için bize cesaret verir. Bize endişe veren şeyleri denetlemek, kullanışlı bir egzersizdir; gözlemleyerek düşüncelerimizi değiştirebilir ve onlar üzerinde etki yaratabiliriz. Eğer bunu yapabilirsek öngörü sahibi olabilir ve her ne olursa olsun, pozitif bir sonuç alırız. Birçok sefer denemek, anksiyete için en iyi tedavi yöntemidir.

Eğer bunu değiştiremezsek, endişe edilecek hiç birşey olmaz, çünkü zaten hiç bir yol bize yardımcı olmayacaktır.

Endişeye düştüğümüzde, o bizim hakkımızdan gelmiştir ve havamızı değiştirecek farklı bir değişiklik yapıp, hasta zihni tercihen pozitif ve uyumlu olanla dağıtmak yararlı olabilir. Doğada bir yürüyüş,bir arkadaşla farklı bir konuda sohbet, güzel bir okuma, iyi seçilmiş huzur veren bir müzik, ya da zihni nefes aldıracak her hangi bir şey olabilir.

Nihayetinde, bilincimizi yükseltebildiğimizde farkındalık seviyemiz artacağından her şeye yepyeni bir perspektifle bakabileceğiz.


Gilad Sommer


Çeviren: Yonca Alpay

4 Mart 2015 Çarşamba

UYAN!!

Biz insanoğulları ne kadar gafiliz.  Uyuyoruz derin bir uykuda. Aman bize dokunmayan yılan bin yaşasın. Ne de olsa uyanmaya niyetimiz yok. Doğru söylüyorlar hemen dokuz köyden kovuyoruz.

Konu ne diyorsunuz biliyorum. Daha önce "İŞARETLER" adlı bir yazı yazmıştım. Hayat, bize uyarı niteliğindeki bizim daha iyi birer insan olmamız için bize yön veren, bazen bizi koruyan, bazen ise eğitici ve öğretici bir sürü işaretlerden oluşur. Aslında size bir sır vereyim mi?Hayatın her saniyesi, her olay, doğa, her kişi tam olarak bunun için vardır ve olmuştur.  Yani hayatın kendisi tam olarak budur. İşaretler. .



Ama bir yanılsama içinde tutturmuşuz gidiyoruz. İşimize gelenlere inanıyor,  gelmeyenlere inanmıyor, olup olmadık öfkeleniyor, cezalar biçiyoruz. Üşeniyoruz, beş dakika bile zamanımız yok. Hmm hep de haksız değiliz. Çoğunlukla da aklımız hafızamız bize oyunlar oynuyor, arzularımız da oyalıyor..Ahh içimizdeki asıl şeytanlar.. 

Ama ya neden gelmiştik sonradan kendi ellerimizle mahvettigimiz bu güzel dünyaya?
İşaretler bize ne diyor?
Neyi hatırlatıyor? 
Neyi hatırlamamız gerekiyor?
Biz aslında neyiz? 

Bununla ilgili çok hoşuma giden bir söz var.

"Kendini ışıktan gelmiş ve ışığı saçmak üzere yaşayan bir varlık olarak kabul eden insandır. Sorunu, ışığı yansıttığını – yani aslında AY olduğunu – unutup, kendini GÜNEŞ sanmaya başlaması ve dünyanın kendi etrafında dönmesini talep etmesidir." Junoastrolojy*

Enerji istiyoruz, daha çok para, daha çok sevgi, daha daha daha..
Tüm saydığınız ve sayacağınız her şey enerjidir. Fizik kurallarından Termodinamik yasasına göre hiç bir enerji yoktan var edilemez ise, biz bir şeyler yapmadan da hiç bir istediğimiz bizim kucağımıza düşmeyecektir.Enerji sadece dönüşür.

Neden mutsuzsun? 
Neden acı çekiyorsun? 
Neyden uyanamıyorsun? 
Savunma mekanizmaların ne?
Ya İşaretler nerede?

İşaretler her yerde, sakinleş, duy, dinle..
Savaşa başla,  sonu senin zaferindir. 

Hayat sana diyor ki;
"Beni duy, buradayım. Sen kendi üzerine çalışıp kendini tanıdıkça,  bugüne kadar taktığın tüm maskeleri, kızgınlıkları, kırgınlıkları bıraktıkça,  kapılar teker teker açılacak. Harekete geç, erteleme. Yarın değil şimdi.. Kendin için bir şey yapacaksan bunu yap ve devam et. Kendinle çalış. Evren sensin. Araştır, oku, düşün,  yaz..Yarın değil,  şimdi!  An'da olmak budur.Bekleyerek hiç bir şey değişmeyecek. Hadi.. Geç olmadan uyan. Biliyorum zor ama oldukça zevkli bir yol. Kaybetme olasılığı yok.Tekrar söylüyorum pes etmezsen zafer senin. Simdi adım at, iste şimdinin gücü! !

YONCA ALPAY...:)

Tavsiyeler: Metin Hara "YOL" kitabı
                    *Junoastrolojy.com
                    Özellikle bayanlar için Seda Diker'in kitapları (özellikle "Aslında ayrılık da yoktur" ve "Duygu Simyacısı" kitapları 



16 Ocak 2014 Perşembe

GEÇİCİ OLMAYAN ŞEYLERE DUYULAN AŞK



Hepimiz günü geldi aşık olduk, günü geldi bağlandık tutkuyla. Bazı zaman da öyle tutunduk ki güzelliğimize, gençliğimize, giydiğimiz giysilerimize..Şimdi hangisi hala var yada sonsuza kadar var olacak hayatınızda?



Çoğu yok, bayramda alınan o çok sevdiğimiz ayakkabı da yok, tutkuyla bağlandığımız adını aşk sandığımız ilişkimizde yok büyük ihtimalle. Belki şimdi söyleyeceğim birçoğunuzu acıtabilir ama kim var olan aşkınızın sonsuza kadar var olacağını söyleyebilir ki?


Mutlaka almanız gereken modanın son trendi olan o giysinin de seneye değeri olmayacak.. Nedir o zaman kurduğumuz bağların temeli? Neye ne kadar değer vermeliyiz? Hangi bilinçle yaklaşmalıyız? 

Gerçekçi olalım bence :) Maddi şeylerin çoğu geçicidir, biz, bedenimiz, giysilerimiz, mal varlığımız hatta çok sevdiğimiz kişiler bile geçicidir. Bunlara değer vermeyelim demiyorum, verelim elbet, sevgi doğru bilinçle yüceltilirse, bizi daha üst boyutlara çıkarabilecek en önemli ve hepimizin içinde var olan en önemli kaynaktır. Sevgi... :) Sevgiyi bağımlılıklara dönüştürmeden, kalpten bağlar kurmak en ideali bence. Maddi olan şeyler emanettirler sadece ve aslında bize hizmet eder, ortadan kaybolduğunda ise ki bu yüzde 50 bir ihtimaldir, bize olan hizmeti için teşekkür edip yolumuza devam edebilecek bilince yaklaşmaya çalışıyoruz dünyada aslında. 

Peki nedir geçici olmayan değerler, hiç düşündünüz mü?
Bence yaptığımız iyilikler geçici değil, aksine kalıcıdırlar. Hatta çığ gibi büyüyebilme özellikleri de vardır. İdeale her geçen gün biraz daha yaklaşarak hareket ettiğimizde, etrafımıza iyi örnekler olabiliriz. Hem de unutmayalım ki; bir ışık tüm karanlığı aydınlatabilir. Bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki, pozitif düşüncenin bile bir enerjisi vardır. Pozitif hareketin ise artı olarak domino taşı gibi etki özelliği. Ve bunun, değil dünyaya, tüm evrene yayılabilme kapasitesi vardır. Aynı gülmenin bulaşıcı olduğu gibi... :) O yüzden ERDEMLER geçici değil, kalıcıdırlar ve tüm evrene yayılırlar... :)

Tutkuyla bağlanacağımız şey bu olabilir.. Felsefe, "Philosopia" Yünanca'da bilgeliğe duyulan aşk anlamına gelir. Tüm bunları neden mi yazdım? 

Daha iyi bir insan olursak, daha iyi bir dünya olabilir...

Sevgiler...
Yonca... :)

18 Ekim 2013 Cuma

BİNANIN BÜTÜNÜ :)

İnsan bazen, hani karmakarışık hisseder ve olayların ortasında hayatın bütününü okuyamaz. Neyi neden yaşarız? Ne öğrenmemiz lazım? Neden bu başımıza geldi? 

işte böyle zamanlarda tek yapmamız gereken; ahlanıp vahlanmadan, isyan etmeden, kimseyi suçlamadan, kendimizi kandırmadan tebessüm ile her şeyi kabul edip, bulunduğumuz dağınık binadan sessizce uzaklaşmaktır. Doğa ile bütünleşmek, ılık bir banyo, belki sevdiğimiz bir film. Uzun bir yürüyüş, biraz meditasyon ya da yoga. Her ne bizi huzurlu hissettirecekse işte.. Binanın içinde her ne kadar her yer ve her şey karmakarışık ve devasa gelse de, kendi dinginliğimizi buldukça, binanın bütününe hayranlıkla karşıdan baktığımızda, tablonun tamamını göreceğimiz an, jetonun düştüğü andır. :)

O zaman işte, duygularımızdan uzaklaştığımızda, onu neden yaşadığımızı? Aslında binanın ne olduğunu? Buradan çıkarılacak hayat dersinin ne olduğunu öğrenip, eksi ile değil tam tersine kendimize bu deneyimi katarak, bir artı daha kazanıp, yolumuza devam ederiz. Bonus toplamaya devam..

Kısacası hayatta aslında kötü diye bir şey yoktur. Her şey bize bir yol göstericidir. Tabi görebilirsek.  Sadece bazen görmemiz için biraz uzaklaşmak gerekir. 

Bugün dolunay, onunla dertleşin mesela.. ;)

Sevgilerimle
Yonca... :) 

17 Eylül 2013 Salı

HAYAT... :)

Hayat,
Sen başıma gelen en güzel şeysin.
İyisiyle, kötüsüyle
Acısıyla, tatlısıyla
En iyi arkadaşımsın.

Seni anlamaya başlayalı
Çok eğlenceli yaşam.
Oyun oynamayı seviyorsun,
Bende oyuna kapılmayı.

Her oyunda yeni bir şey,
Her şeyde yeni bir ben varım.
Hep ileri ve hep iyiye doğru,
Seninle güzel yaşam.

Yonca... :)


8 Temmuz 2013 Pazartesi

KİLİTLER...

Bir insan korkularına göre hareket etmediğinde özgürleşir. Hayatla pazarlık yapamazsın, insanoğluna bu şans verilmemiştir. Sadece korkusuz adım atarsın, pozitif düşünüp iyi olmasını dilersin, senin enerjin evrenin duyabileceği kadar yüksekse dilediğin olur. Enerjini yükseltmek için ise 
1-Kendini mutlu etmeli; Kendin için zaman ayır, hayata esler ver, nefes vermeden unutma ki nefes alamazsın ;)
2-Bencil olmayıp insanlara yardım etmeli; En çıkarsız olan eylem en doğru eylemdir diyorlar, yanılmıyorlar, sizde neyden çok varsa paylaşınız, bu gülümseme bile olsa ;)
3-Hayatına irade koymalı; Neyi yapmak size zor geliyor, sabah kalkmak mı? Yoksa kitap okumak? Sigarayı bırakmak? Yada spor yapmak mı? Her ne zor geliyorsa size, orada irade koymanız gerekiyor demekki. Ve asıl önemli olan, bunu başardığınızda garanti veriyorum ki kendinizi takdir edip sevecek hatta kendinizi göklere çıkaracaksınız. :)
4-Ne, neden, nereye doğru? sorularını sorun; Bir olayla karşılaştığınızda, olayı tanımlayıp, neden onu yaşadığınızı bulmanız ve onu yaşarsanız bu sizi yükseltip, birşey daha öğrenmenize katkıda bulunacak mı? Bu soruları sorun..
5-Ne yaparsanız yapın, o olun; İşteyseniz iş, aşktaysanız aşk, keyifteyseniz keyif olun, yani sadece yaptığınız işi düşünüp, orada var olun, Zihninizi eğitmeye oradan başlayın.
6- Ne yaparsanız yapın sevin, şükredin, her şey için şükredin..
7- Gülümseyin :)

Önemli olan kendine karşı iyi bir gözlemci olup, hangi anahtarın ne zaman hangi kilidi açacağını hissedecek özgürlüğü yakalamakta ;)

Sevgilerimle
Yonca...:)

27 Mayıs 2013 Pazartesi

DOĞA İLE BİR..



Bir ay kadar önce bir geceydi.. Şehirler arası bir yolda otobüsün penceresinden bakarken gökyüzündeydi gözlerim.. Dakikalar saatlere dönmüş,zaman uçuup gitmişti saatlerden.. Uzun süre baktım karanlığa, ancak ve ancak karanlığın içinde parlayabilen yıldızlara..






Öylesine karanlıktı ki, Dünya sanki dolunayın ışığı ile aydınlanıyor, bulutlara yansıyan ışık tüm doğayı ışıldatıyordu..

Zihnim gitti, bilmem kaç yüz yıl, kaç bin yıl öncesine.. Zaman, dondu.. Döndüm sonra, ve düşündüm.. Ata'mın dediği gibi "MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR.." İnsanoğlunu gün be gün yutan bir canavardır bence medeniyet.. 
Beton yığınlarına baktıkça kimin içi açılır ki?
Teknoloji denilen şey doğaya zarar vermiyor mu?
Ya bizi tembelleştirmesine ne demeli..
...


İnsan doğanın parçasıdır, ama bunu bile unuttuk..

İşte çok nadir yakalayabildiğim bir histir ki, o yolculukta kendimi dünyada yabancı hissetmedim. Tam olmam gereken yerdeydim, herşeyle bütün, herşeyle barışık bir halde sadece ve sadece NEFES'dim, AŞK oldum, DOĞDUM..

Sevgilerimle
Yonca... :)

Yol Olmaya Geldim

YOL OLMAYA GELDİM Ölmeden olmak yok imiş Aynadaki hayal imiş Yolda sanıp oyun imiş Yol olmaya geldim Hakikat uğruna ölmez isen Aradı...