Translate

yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2016 Çarşamba

ÖZGÜRLÜĞE ÇAĞRI

Kölelikten özgürlüğe bir yolculuk bu,
Adım adım yaklaştığımız.
Eninde sonunda varacak olduğumuz.
Bir ezgi var söylemek istediğim.

İnsan bırakamadığı şeylerin kölesidir.
Nasıl mı?
Mesela sigara, alkol, teknoloji, sosyal medya bağımlılığımız.
Atmaya kıyamadığınız çocukluğumuzdan kalan bir oyuncak, ya da bir fotoğraf.
Yurt dışı gezimizden kalma bir metro bileti,
Bizi her seferinde üzen çok sevdiğimiz arkadaşımız.
Kazıklayan tanıdıklar,
Arkanızdan konuşanlar,
Bizi yaralayan kandaşlarımız,
Bırakamadığınız duygularımız,
Öfkemiz,
Sevilme ihtiyacımız,
Onaylanma ihtiyacımız,
Bağımlısı olduğumuz her şey kısacası..

Hepsi bize zarar verdiği halde çözüm arayıp bulamıyorsak, bırakamamızın tek sebebi, onlara köle olmamız değil mi?

Ancak iyi bir haberim var, ÖZGÜRLEŞMEK ELİMİZDE :)
Size zarar veren şeyleri dönüştüremiyorsanız, elinizden geleni yapmış ve bu sizin elinizde değilse artık, terk etme zamanı gelmiştir. Belki başta sancılı bir süreç olsa da her türlü alışkanlığı bırakmak, bizi özgürleştirecek tek yoldur. Kendi irademizle bu yolu seçersek Karma da bize öğrenmemiz için daha acı tecrübeler yaşatmayacaktır. Aksine, kendi duvarlarımız ya da sınırlarımıza çarpmadığımız için, ne ekersek onu biçeceğiz, "Herkes kendi kaderini kendi yaratır". Bir sır vereyim mi, kendi hayatımızın kahramanı olabiliriz ;)
Bahar yakındır ve anahtarı bizdedir.


Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardından koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hani Tanrı'nın kulu, nerde o kahraman?

Ömer Hayyam


11 Haziran 2015 Perşembe

Arz'ın Merkezine Seyahat

Düşündüm, çalıştım, araştırdım ve yine düşündüm
Alemlerden alemlere gezdi zihnim.
Hücredeki molekülde, oradan atomda yani mikrokozmozdayım
Düşündüm..
Benzettim..
Çıktım yola, ve
Böle böle bütünledim

1'deyim 10'dayım, her şeyin dönüşümle 1'e olmasında ve
Yine bütündeyim
Tüm renklerin tekrar tekrar beyaza dönmesindeyim.

Sonra Herkül'ü düşündürdü çalıştıklarım,
Güneş'teyim şimdi, makrokozmozda
Gezegenler, İnsan, Atalarımız ve yine insan,
Neler oluyor,
Bir küçülüyo bir büyüyor Dünya..
Güneş'in anlatmak istediği ile atomun benzerliği..

Sonra hayranlıkla gördüğüm, izlediğim,
Dinlediğim sanatları düşündüm
Sonra güzel kavramı ile tüm düşündüklerim uçuştu hiçe..
Hayranlık..
Gözlerde tebessümlü iki yaş..

Hepsi tek bir ses oldu şimdi
Zihnime binip, gezdim alemleri öyle bugün,
İnsan'ın merkezindeki BİR'in bilgisine doğru.
Duydum onu..
Sanat'ları, uygarlıklarlı, din'lerin asıl özünü
Ve bilimi yakıtım yapıp alıp başımı gittim öyle.







27 Mayıs 2013 Pazartesi

DOĞA İLE BİR..



Bir ay kadar önce bir geceydi.. Şehirler arası bir yolda otobüsün penceresinden bakarken gökyüzündeydi gözlerim.. Dakikalar saatlere dönmüş,zaman uçuup gitmişti saatlerden.. Uzun süre baktım karanlığa, ancak ve ancak karanlığın içinde parlayabilen yıldızlara..






Öylesine karanlıktı ki, Dünya sanki dolunayın ışığı ile aydınlanıyor, bulutlara yansıyan ışık tüm doğayı ışıldatıyordu..

Zihnim gitti, bilmem kaç yüz yıl, kaç bin yıl öncesine.. Zaman, dondu.. Döndüm sonra, ve düşündüm.. Ata'mın dediği gibi "MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR.." İnsanoğlunu gün be gün yutan bir canavardır bence medeniyet.. 
Beton yığınlarına baktıkça kimin içi açılır ki?
Teknoloji denilen şey doğaya zarar vermiyor mu?
Ya bizi tembelleştirmesine ne demeli..
...


İnsan doğanın parçasıdır, ama bunu bile unuttuk..

İşte çok nadir yakalayabildiğim bir histir ki, o yolculukta kendimi dünyada yabancı hissetmedim. Tam olmam gereken yerdeydim, herşeyle bütün, herşeyle barışık bir halde sadece ve sadece NEFES'dim, AŞK oldum, DOĞDUM..

Sevgilerimle
Yonca... :)

18 Nisan 2013 Perşembe

İÇ PUSULA :)

Alıp başını gittikçe,
Bir kayboluyormuş insan.
Birden bir de bakmış insan,
Kendiyle başbaşaymış.
Özünde, merkezinde, 
Bir o kadar kendinde..


Yüreğinin sesini dinlediğinde,
Çok güzel bir müzik varmış..
Teslim olup, uyum olduğunda
Bazen armoni, bazen melodiymiş..
Hayatın işaretlerini takip ettip,
Köşeyi dönme cesaretini gösterdiğinde,
O kadar güzel bir manzara varmış k..
Orası işte cennetin kendisiymiş... :)

Sevgilerimle
Yonca :)

15 Nisan 2013 Pazartesi

An'da





Kaybolduğum bir zamanda
Kaybolduğum bir yerde
Başkaları için kayıp, 
Her saniye bunun tadındayım..




 
Kaybolduğum bir zamanda
Kaybolduğum bir yerde..
Bir o kadar kendimde
Bir o kadar An'dayım..



Yonca... :)

2 Şubat 2013 Cumartesi

İŞARETLER..

Okumayı öğrenmeden önce harfler, bizim tarafımızdan sadece işaretler olarak algılanıyordu. Hatırlayamayacak kadar küçüktüm ama ilk kez notaları gördüğümde de sanırım, benzerlikler gösteren ama farklılıklar da barındıran eğlenceli işaretlerdi benim için sadece. Harfleri ve notaları öğrendim, bildim ve kullandım hayatımda. Her iki alfabe de yol gösterici benim için hayatımda.


Aslında hayat da işaretlerden ibaret. Eğer farkındalıkla görebilir ve anlamaya çalışırsak etraf aydınlanacak ve yolumuz oldukça kısalacak. Yani hayatı okumak çok önemli bence. Bunu başardığımızda, hayatlarımızda oyalanmalar, vazgeçmeler ve soru işaretlerinin azalacağı kanaatindeyim. Hayat bize aynı trafik işaretleri gibi yol gösterir aslında. Çünkü hayat bize en hayırlısını hazırlar. Sadece bazen biz o akışı akıl oyunlarıyla değiştiririz. O belki de vakit kaybettiğimiz yerde de öğrenecek şeyler ve alınacak dersler vardır. Yani özetle hep hayırlısı olur aslında. Yeri gelmişken "Hayır olsun"daki hayır kelimesi Arapça'dan gelir ve kelimenin ikinci anlamı olarak kullanılır. Sıfat olan kelime, 1. en iyi, seçkin, 2. iyilik, iyi davranış, İyi, hayırlı, yararlı, faydalı anlamlarında kullanılır :)

konumuza dönecek olursak, hayatın görünmeyen yanlarını okumaya çalışıyorum yıllardır. Bir yol kat ettim ve bu dili sanırım çözmeye de başlıyorum. Şu ara, ayrı ayrı yerlerde karşıma çıkan tüm işaretler aynı yönü gösteriyor ve bu tek yön gerçekten buradan çok güzel gözüküyor:) Bu dünyada da aslında görünmeyen bir taraf var. Yaşamlarımızda dünyanın görünmeyen yüzünü keşfedebiliriz. Rüyalarımızı okumaya ve anlamaya çalışalım mesela. Kendi adıma tüm benliğim ile inanıyor ve güveniyorum ki hayatın yüzeysel olmayan kısmında, bize hep gülümseyen ve koruyan bir ışık var. Bu İsis'in peçesi gibi olan örtü aslında.. Bu konuda da yakında bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bu işaretler; teknolojinin zararlı yanlarından ve hayatın koşuşturmasından biraz uzaklaşıp, kendi iç sesimizi dinginlikle ve farkındalıkla dinlediğimiz zaman duyulacak ve o yön işaretlerine de yaşamlarımızda karşılaşacağız. Herkese iyi yolculuklar ;)
Sevgilerimle..
Yonca

14 Ocak 2013 Pazartesi

BİR SÜREÇ..


Ne fırtınalar gördüm şimdiye kadar. Ne kadar yıkım, ne kadar yanlış, ne kadar çok kayıp.. En mutlu olduğum zamanlar ise başka hiçbir dış etkene bağlı olmayan, kendi içimde çağlayan o berrak mutluluk pınarı ile temas ettiğim zamanlardı.  Mutluluğu diğer şeylere bağladığımızda mutlaka ki acı kaçınılmaz oluyor maalesef. Oysa ki bütünün hayrına hareket ederek, doğru eylemler yapabilirsek, acı ortadan kalkacaktır. Geçici şeyler dışında kalıcı değerleri ise ancak ve ancak kendi içimize doğru gerçekleştirdiğimiz yolda buluruz. O zaman içten dışa doğru bir dönüşüm gerçekleşir. Her türlü şartta kalıcı mutluluk sadece ve sadece buradadır. İşte bu yolda karşıma çıkan engeller, neşe içinde uçtuğum kanatların kırılması, yapayalnız kalmak, hiçbiri bir engel değil aslında. Ama panik olduğum oldu, çok korktuğum da. Bir de baktım ki, o pınar hala çağlamakta. İşte tek gerçek de bu. Ve bunu farkettiren, beni çok üzen olaylara teşekkür ediyorum tekrar. Yaşadığım ardı ardına gelen terslikler, bu güne kadar yaptığım hatalar, farkettiklerim ve vardığım nokta ile ilgili, aklıma Halil Cibran'ın bir şiiri geldi, onunla geceyi kapamak istiyorum.

Sevgilerimle


DOSTUM, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; 
fakat, arkana bakma....
kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...
unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal.....
"en doğru yol: en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar.
onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
aldırma....
ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
dostum, yollar yürümek içindir.
fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları,
yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
aldırma, yürü...
göğsüne yüreğinden başka muska takma.
vahiy haritan,
nebi kılavuzun,
akıl pusulan,
iman sermayen,
amel azığın,
sevgi yakıtın,
ahlak karakterin,
edep aksesuarın,
merhamet sıfatın,
şeref ve izzet adın olsun.
doğru yol:
insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin.
unutma, tövbe özeleştiridir.
her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir.
yön tayini sık sık gerekli olabilir.
haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.

Halil Cibran

MÜZİK VE SAĞLIK

Tüm dünyanın etkilendiği bu günlerde sağlık konusuna, sadece fizik plandaki bir olgu olarak değil, insanın sadece fizik olmadığını bilen fil...