YOL OLMAYA GELDİM
Ölmeden olmak yok imiş
Aynadaki hayal imiş
Yolda sanıp oyun imiş
Yol olmaya geldim
Hakikat uğruna ölmez isen
Aradığın bulunmaz imiş
Ne aradığını bilir isen
Hazine senin içinde imiş
Acılardan geçer isen
İsyan edip korkmaz isen
Nedenleri bulur isen
O cehennem cennet imiş
YA
Translate
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Temmuz 2018 Pazar
16 Mart 2016 Çarşamba
ÖZGÜRLÜĞE ÇAĞRI
Kölelikten özgürlüğe bir yolculuk bu,
Adım adım yaklaştığımız.
Eninde sonunda varacak olduğumuz.
Bir ezgi var söylemek istediğim.
İnsan bırakamadığı şeylerin kölesidir.
Nasıl mı?
Mesela sigara, alkol, teknoloji, sosyal medya bağımlılığımız.
Atmaya kıyamadığınız çocukluğumuzdan kalan bir oyuncak, ya da bir fotoğraf.
Yurt dışı gezimizden kalma bir metro bileti,
Bizi her seferinde üzen çok sevdiğimiz arkadaşımız.
Kazıklayan tanıdıklar,
Arkanızdan konuşanlar,
Bizi yaralayan kandaşlarımız,
Bırakamadığınız duygularımız,
Öfkemiz,
Sevilme ihtiyacımız,
Onaylanma ihtiyacımız,
Bağımlısı olduğumuz her şey kısacası..
Hepsi bize zarar verdiği halde çözüm arayıp bulamıyorsak, bırakamamızın tek sebebi, onlara köle olmamız değil mi?
Ancak iyi bir haberim var, ÖZGÜRLEŞMEK ELİMİZDE :)
Size zarar veren şeyleri dönüştüremiyorsanız, elinizden geleni yapmış ve bu sizin elinizde değilse artık, terk etme zamanı gelmiştir. Belki başta sancılı bir süreç olsa da her türlü alışkanlığı bırakmak, bizi özgürleştirecek tek yoldur. Kendi irademizle bu yolu seçersek Karma da bize öğrenmemiz için daha acı tecrübeler yaşatmayacaktır. Aksine, kendi duvarlarımız ya da sınırlarımıza çarpmadığımız için, ne ekersek onu biçeceğiz, "Herkes kendi kaderini kendi yaratır". Bir sır vereyim mi, kendi hayatımızın kahramanı olabiliriz ;)
Bahar yakındır ve anahtarı bizdedir.
Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardından koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hani Tanrı'nın kulu, nerde o kahraman?
Ömer Hayyam
Adım adım yaklaştığımız.
Eninde sonunda varacak olduğumuz.
Bir ezgi var söylemek istediğim.
İnsan bırakamadığı şeylerin kölesidir.
Nasıl mı?
Mesela sigara, alkol, teknoloji, sosyal medya bağımlılığımız.
Atmaya kıyamadığınız çocukluğumuzdan kalan bir oyuncak, ya da bir fotoğraf.
Yurt dışı gezimizden kalma bir metro bileti,
Bizi her seferinde üzen çok sevdiğimiz arkadaşımız.
Kazıklayan tanıdıklar,
Arkanızdan konuşanlar,
Bizi yaralayan kandaşlarımız,
Bırakamadığınız duygularımız,
Öfkemiz,
Sevilme ihtiyacımız,
Onaylanma ihtiyacımız,
Bağımlısı olduğumuz her şey kısacası..
Hepsi bize zarar verdiği halde çözüm arayıp bulamıyorsak, bırakamamızın tek sebebi, onlara köle olmamız değil mi?
Ancak iyi bir haberim var, ÖZGÜRLEŞMEK ELİMİZDE :)
Bahar yakındır ve anahtarı bizdedir.
Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardından koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hani Tanrı'nın kulu, nerde o kahraman?
Ömer Hayyam
14 Ocak 2013 Pazartesi
BİR SÜREÇ..
Ne fırtınalar gördüm şimdiye kadar. Ne kadar yıkım, ne kadar yanlış, ne kadar çok kayıp.. En mutlu olduğum zamanlar ise başka hiçbir dış etkene bağlı olmayan, kendi içimde çağlayan o berrak mutluluk pınarı ile temas ettiğim zamanlardı. Mutluluğu diğer şeylere bağladığımızda mutlaka ki acı kaçınılmaz oluyor maalesef. Oysa ki bütünün hayrına hareket ederek, doğru eylemler yapabilirsek, acı ortadan kalkacaktır. Geçici şeyler dışında kalıcı değerleri ise ancak ve ancak kendi içimize doğru gerçekleştirdiğimiz yolda buluruz. O zaman içten dışa doğru bir dönüşüm gerçekleşir. Her türlü şartta kalıcı mutluluk sadece ve sadece buradadır. İşte bu yolda karşıma çıkan engeller, neşe içinde uçtuğum kanatların kırılması, yapayalnız kalmak, hiçbiri bir engel değil aslında. Ama panik olduğum oldu, çok korktuğum da. Bir de baktım ki, o pınar hala çağlamakta. İşte tek gerçek de bu. Ve bunu farkettiren, beni çok üzen olaylara teşekkür ediyorum tekrar. Yaşadığım ardı ardına gelen terslikler, bu güne kadar yaptığım hatalar, farkettiklerim ve vardığım nokta ile ilgili, aklıma Halil Cibran'ın bir şiiri geldi, onunla geceyi kapamak istiyorum.
Sevgilerimle
DOSTUM, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma....
kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...
unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal.....
"en doğru yol: en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar.
onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
aldırma....
ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
dostum, yollar yürümek içindir.
fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları,
yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
aldırma, yürü...
göğsüne yüreğinden başka muska takma.
vahiy haritan,
nebi kılavuzun,
akıl pusulan,
iman sermayen,
amel azığın,
sevgi yakıtın,
ahlak karakterin,
edep aksesuarın,
merhamet sıfatın,
şeref ve izzet adın olsun.
doğru yol:
insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin.
unutma, tövbe özeleştiridir.
her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir.
yön tayini sık sık gerekli olabilir.
haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.
Halil Cibran
16 Kasım 2012 Cuma
NE, NEDEN, NEREYE DOĞRU?
Muhakkak işe giderken, o gün amaçladığınız şeyleri düşünüyorsunuzdur diye tahmin ediyorum. Ya da eve dönerken NE yemek yapacağınızı örneğin.. Mesela bir iş görüşmesine giderken ki hedefleriniz mutlaka aklınıza gelmiştir. Böyle bir tecrübeniz olmasa bile en basiti, bu akşam televizyonda ne seyredeceğinizi düşünmüşsünüzdür.... Hayatımızda sık sık yaptığımız bu gibi tasarlamalardan sonra da , bazı zamanlar NEDEN o şeyi istediğinizi, amaçladığınız ya da istediğinizi düşündüğünüz olmuştur. Ve nadiren de şayet o istediğiniz koşul doğarsa, bu yeni oluşumun sizi hayatınızda NEREYE DOĞRU yönlendireceğini ve götüreceğini düşünmüşsünüzdür..
Peki bu; NE, NEDEN ve NEREYE DOĞRU sorularını, deneyimlerimizde, kendi içimize, ve bütüne yürümeye çalıştığımız o yolda sorsak? Bunu yaparsak etki tepki yasasının bir nebze de olsa üstüne çıkmış oluruz..
Böylece daha mutlu deneyimler, tecrübeler ve dersler alıp. Keyif içerisinde hatta şarkılar söyleyerek o yolda belki de koşmaya başlarız :)
Peki bu; NE, NEDEN ve NEREYE DOĞRU sorularını, deneyimlerimizde, kendi içimize, ve bütüne yürümeye çalıştığımız o yolda sorsak? Bunu yaparsak etki tepki yasasının bir nebze de olsa üstüne çıkmış oluruz..
Böylece daha mutlu deneyimler, tecrübeler ve dersler alıp. Keyif içerisinde hatta şarkılar söyleyerek o yolda belki de koşmaya başlarız :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
MÜZİK VE SAĞLIK
Tüm dünyanın etkilendiği bu günlerde sağlık konusuna, sadece fizik plandaki bir olgu olarak değil, insanın sadece fizik olmadığını bilen fil...
-
Tüm dünyanın etkilendiği bu günlerde sağlık konusuna, sadece fizik plandaki bir olgu olarak değil, insanın sadece fizik olmadığını bilen fil...
-
En sevdiğim çiçeğin kaktüs olduğunu söylediğimde insanların yüz ifadesi oldukça ilginç oluyor. İnanmıyorlar, garip geliyor. Nedenini ise anl...


