Translate

aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2013 Cuma

Bir varmış, Bir yokmuş

Babam, eğer yaşasaydın, bugün tam 70 yaşında olacaktın. Belki saçların daha da dökülmüş ve beyazlamış, göbegin biraz daha çıkmış, ama o güzel kokun ve gülümseyişin daha belirginleşmiş olacaktı. Gittiğin yer biliyorum ki güzel bir yer. Cennet'e kaç mektup yazdım bilmiyorum, eline geçmiş olsa ki, bazen bana "ce e" yapıp göz kırpıyorsun, hissediyorum.

19 yıl önce kanadım kırılıp, kaybettiğimden beri seni, özlemim hiç azalmadı, acım nasırlaştı belki biraz sadece.. Biliyorum üzülmemi istemiyorsun. Artık gözyaşlarımla değil, tebessümle hatırlıyorum seni, merak etme. Bize öğrettiğin değerler için teşekkür ederim. İkimiz de iyiyiz, başarılı ve çok şükür sağlıklıyız, bizi merak etme. Espri anlayışımız da gittikçe sana daha çok benziyor :) Yakında görüşmek dileği ile, esmer yanaklarından koklayarak öpüyorum seni babam, doğum günün kutlu olsun..

22 Kasım 2012 Perşembe

BİR DÜNYA

    Ne goruyorsunuz? Evet, evet, bugün karşıma çıkan buyuk bir karinca yuvasi..Onlar icin bir sehir, bir ülke hatta bazen bir dünya belki..Bizim icin, kazara üzerine basabileceğimiz ufak bir delik ya da burda olduğu gibi delikler.. Oysa ki; insanlıkdan sonra, karıncalar ikinci en sosyal toplumlardırlar. Onlar da aileler ile yaşarlar. Bir ailede en az 50 karınca olur. Karınca topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemlerin çözümüne rastlanır. Aynı aileler kendi içlerinde birbirlerine yardımcı ve oldukça paylaşımcıdır. Aileler, akrabalıklarla bağlı oldukları, kendi toplumları içinde yaşarlar. Bir devlet gibi, bir takım kanunlara ve kurallara bağlı karınca kolonilerinde karınca sayısı milyara ulaşabilir. Koloninin yerleştiği arazinin boyutları 100 kilometre kareye kadar ulaşabilir. Bu kadar büyük alanlarda bile, karıncalar iletişimde olurlar ve iyi şekilde idare edilen bir devlet gibi yaşam sürdürürler. 
     Belki bizim çok büyük sandığımız şehrimiz, ülkemiz ve dünyamız hatta güneş sistemimiz de, belki de bir takım varlıklar için bu pencereden gözüküyordur. Doğa'da gezerken belki biraz da ha dikkatli olabiliriz. Uygun olup, bir gün bir karınca yuvasına denk gelirseniz, oturup izlemenizi tavsiye ederim. Onlardan öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki..

26 Ekim 2012 Cuma

1950-60' lardan kalan..



  Bir zamanlar İzmir’de 1950’li yıllarda PTT’de çalışan bir beyefendi varmış. Jilet gibi giyinen bu beyefendi, İki kızı olan bir aile babasıymış. Ailesini çok sever, onların mutluluğu ve huzuru için çalışırmış. Delikanlılığından beri pul kolleksiyonu yaptığı için mi bilinmez, memur olup PTT’de çalışmaya başlamış. Bu sayede çeşitli yerlerden insanlarla mektuplaşıp, hem de pul değiş tokuşu yaparmış.
  1955 senesinde Yavru Vatan’dan 12 yaşında bir çocuk  ile mektuplaşmaya başlamış. Çocuğun,anne ve babası öğretmenmiş. Kıbrıs’ın sıcağında kısa şortuyla, sokakta top oynayacağına, pulları büyük bir özenle biriktirir onlara gözü gibi bakarmış. 
  Yıllarca süren mektuplaşma, yüzlerce pul, paylaşımlar ve dostluk o mektuplarda saklıymış..
  Derken 1961 yılında Üniversite okumak için Yavru Vatan’dan, kardeşlerinden ve ailesinden kopup Ana Vatan’a gelmiş. Ankara, Hacettepe Kimya Mühendisliği.. İzmir’deki aile gurbetteki çocuğu yalnız bırakmamışlar elbet.. PTT memuru adamcağız, oğlumuz başlığını koyarak mektuplarına, daha çok yazmış. Ailesinden uzakta olan çocuk da keza öyle. O yıllarda nerde cep telefonu, santrale kayıt bırakınca anca bir kaç saat sonra bağlayabiliyorlar telefonları..Hele ki bir memur ailesi için oldukça tuzlu bir servismiş..
  İşte o mektuplarda kaç dolma kalem tükettiler ki acaba?

  İlk fırsatta üniversiteli genç, İzmir'deki ailesini ziyarete gelmiş.. İlk kez karşılaşmalarına rağmen hasret gidermişler, hatta Fuar'a bile gitmişler.

İşte o yıllara ait PTT memurunun kaleminden;

18.09-1965- İZMİR

  Canım Oğlumuz,
Mektubunu aldık, çok memnun olduk. Seninle geçen günlerimiz bir gün gibi geçip gitmekteydi beraber. Sana o kadar çok alıştık ki, senelerdir ailemizin bir ferdiymiş gibi geldi diye. Bu ayrılık, evvelce tanışmadan olan mektuplardakine benzemiyordu hiç. Tatlı, esprili, kısa ve samimi sözlerini her an hatırlıyoruz.
  Çıktığımız fotoğraflardan birer tane gönderiyoruz. Karanlıkta çekilenler de fena değil, değil mi? Sen gittin, ardından yeğenler de gitti, Ev sanki bomboş, ıssız ve sessiz kaldı.
  Annenlere bizden çok çok selam ve hürmetlerimizi yaz. İnşallah karşılaştıkları zorluklardan sonra saadetler dolu aydın günler gelecektir. Şu anda Tevfik Fikret’in şiiri geldi aklıma;

“Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa
Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır.”

  Biz hepimiz hamdolsun iyiyiz. Senin de sıhhat ve afiyette olduğunu umuyoruz. Derslerinde sonsuz başarılar dileriz. İkimiz de gözlerinden öper, sonsuz selamlarımızı yollarız.
Kendine iyi bak oğlum,
  Nermin,Zerrin ve yeğenlerin de çok selam söylüyorlar.
Baban ve Annen....

PTT memurunun hanımından;

12.11.1965-İZMİR

  Sevgili Oğlum,
  Geçen ay telefonunu aldık, o kadar kalabalıktık ki, senin ne söylediğini anlamadık herhalde.. Söylediğine göre ertesi gün annenin mektubu ile beraber, bize mektup gönderecektin. On gündür beklediğimiz halde alamayınca, merak ettik. Gönderemeyişinin sebebi derslerinin durumu mu, yoksa başka maazeretlerin mi var oğlum?
  Bilhassa, annenin mektubunu alacağımıza öyle sevinmiştim ki. Sakın darılma ama.. Senden de mektup alacağımıza sevinmiştim tabii ki. Fakat o daha uzaktan geliyordu ve çoktandır da haber alamamıştık. Mektubumuzu aldığında imtahandan çıkmış olacaksın belki de. Derslerin seni çok üzdü ve sıktı mı? Ne yapalım oğulcuğum, işte bu son ders günleri de bitti demekki.
  Bundan sonra bambaşka bir çalışma hayatı bekleyecek seni de..
  Bizler hepimiz çok iyiyiz, kışın soğuğu iyice buraya geldi.
  Oğlum, mektubumuzu aldığında, imtihan başarının sebebi ile sevinçli olursun inşallah. Biz de her an senin için dua ediyoruz Tanrı’ya. İmtahandan çıkınca hemen durumunu bildir bize. Öyle merak ediyoruz ki.. Tekrar başarılar diler, tüm aile selamlarımızı göndeririz
Annen....


PTT memuru: Dedem, Emin TUNCER 1915-1998
PTT memurunun hanımı: Anneannem, İkbal TUNCER 1925-2010
Yavru Vatan’lı çocuğun annesi ....-1985
Yavru Vatan’lı çocuğun annesi ....-1994
Yavru Vatan’lı kimya mühendisi: Babammm, Ali ALPAY 1943-1994

Hepinizi çok seviyorum,
Sizi çok özledim..
Sizsiz bir bayram daha geçmekte..
Görüşmek üzere, ellerinizden öperim....

MÜZİK VE SAĞLIK

Tüm dünyanın etkilendiği bu günlerde sağlık konusuna, sadece fizik plandaki bir olgu olarak değil, insanın sadece fizik olmadığını bilen fil...